Şimdi bahsedeceğim otomobili muhtemelen hiçbir okurumuz bilmiyordur… Çünkü bu sefer Lancia ve Audi gibi, Subaru ve Mitsubishi gibi kazanan otomobillerden bahsetmeyeceğim. Bu sefer kazanamamış hatta başarısızlığı yüzünden üreticisinin bile herkese unutturmaya çalıştığı bir otomobilden bahsedeceğim.
Citroen, Group B rallisine etkili bir giriş yapmak istiyordu, bunun için ihtiyaçları olan şey belli. Mümkün olduğunca hafif şasi, güçlü bir motor, dayanıklı altyapı ve kesinlikle dört tekerden çekiş sistemi. Tasarım kısmında da Bertone’den destek alındı
Citroen, motor olarak 2.1 litrelik 4 silindirli Bosch yakıt enjeksiyonlu turboşarjlı bir motor kullandı ve 380 beygir güç, 460 nM’de tork aldı ve bu gücü SM’den gelen 5 ileri şanzıman ile 4 tekerine aktarıyor. Tabii ki bu güç yetersizdi, rakipleri Audi Quattro, Lancia Delta S4 gibi dişli otomobillerdi ve ikisi de 500 beygir civarında, ağırlık konusu ise bambaşka bir fiyasko olmuştu.
Rakipleri 1000 kiloyu geçmezken BX4TC Evo 1150 kg ağırlığındaydı hepsi yetmezmiş gibi standart BX4’lerde motor enlemesine konumlandırılmışken BX4TC Evo’da aracın burnunu uzatıp motoru uzunlamasına yerleştirdiler bu da ön tarafın daha ağır olmasına, dolayısıyla daha fazla understeer’a sebebiyet verdi.
İşin bir de süspansiyon kısmı var. Malum, Citroen’in hidropnömatik süspansiyonları sadece konforlu olması ile değil ayrıca sağlamlığı ile de meşhurdur. Bu sağlamlığı ispatlamak için de aynı süspansiyon sistemini BX4TC Evo’ya yerleştirdiler. Sonuç? Fiyasko üzerine fiyasko.
1986 sezonunda yanlızca 3 etaba çıktılar. Monte-Carlo rallisi, İsveç rallisi ve Acropolis Rallisi. Monte-Carlo rallisinde süspansiyondan kaynaklı sorunlar yaşandı, Acropolis rallisinde de 21 aracın hepsi yarış dışıydı. Yanlızca İsveç rallisinde, Jean-Claude Andruet’in pilotluğunu yaptığı otomobil yarışı tamamlayabildi o da 6. sırada tamamladı.





Bir yanıt yazın