Otomotiv dünyasında bazı otomobiller A noktasından B noktasına gitmeye yarayan bir araçtan daha fazlası, bir ikon haline gelir. Alfa Romeo 156 ise bu otomobillerden yanlızca birisiydi. 1997 yılında Frankfurt otomobil fuarında örtüsü kaldırıldığında tüm dikkatleri üzerine çeken 156 tam olarak böyle bir otomobildi.

Walter de Silva’nın kaleminden çıkmış, köşeli hatların hakim olduğu dönemde daha akıcı ve sportif bir çizgiye sahipti ve o dönemin tüm otomobillerine adeta meydan okuyordu. Bu meydan okuması ona 1998 yılında “Yılın Otomobili” ödülünü kazandırmıştı.
Silva’nın 97 yılında 156 için yapmış olduğu tasarımı, bugün hala örnek alanlar var, buna bir örnek Renault Clio. C sütununa gizlenmiş kapı kolu, 4 kapılı sedan bir otomobili agresif bir coupe gibi gösteren ikonik bir tasarımdı.


O kadar beğenildi ki bu tasarımı az önceki örnekte belirttiğim Clio’da kullandılar.
Alfa Romeo’nun karakterini yansıtan “Scudetto” ızgaranın 156’da tamponun altına kadar uzanıp plakanın sol tarafa alınmış olması ona asimetrik ve bir o kadar karizmatik bir görünüm kazandırdı.


İç mekanda ise tamamen sürücü odaklı bir tasarım yer alıyordu. Sürücünün önünde devir ve kilometre saati yer alırken sürücüye dönük duran orta konsolda yakıt ve hararet göstergesi yer alıyordu. Bu otomobilin tüketici değil, sürücü odaklı olduğunun bariz bir göstergesiydi.

Kaputu kaldırdığımızda 156 bizleri etkilemeyi elbette bırakmıyor. 1.6 litre ve 2 litrelik 4 silindir benzinli motor seçeneklerinde “Twin Spark” motor kullanılıyor.
Twin Spark, piston başına iki buji var demek oluyor bu da yanma verimliliğinin artmasını sağlıyor.

156’da ayrıca 1.9 ve 2.4 litrelik bir de JTD (Jet Turbo Diesel) motor yer alıyor ve ilk Common Rail direkt enjeksiyonlu dizel otomobildi. 1.9 litrelik motor, önce D1 Doblo’da sonra Alfa Romeo 159’da kullanıldı.


Şanzıman tarafında ise manuel 5 ileri şanzıman yer alırken otomatik şanzıman tarafında Formula 1’den esinlenilen, direksiyon üstünden vites değiştirmeye olanak tanıyan Selespeed robotik şanzıman bulunuyor.

156’nın en vurucu tarafıysa yürür aksamı. Ön taraf çift salıncaklı arka tarafta da MacPherson süsapansiyon sistemi yer alıyor ve çok net bir direksiyonu var ve bu virajlarda size olağanüstü bir tutuş ve dinamiklik sağlıyor.
Bu altyapıyıda GTA ile taçlandırmasalardı tüm Alfisti’lerin kalbini kırmış olurlardı.
3.2 litrelik V6 Busso motor, 250 beygir güç sunuyordu ve bu artık 156’nın yol versiyonlarının peak noktasıydı.

Bunun bir kademe üstü, 156’yı efsaneleştiren 2 litre 310 beygirlik Supertourismo versiyonu.

6 vites sıralı şanzıman ve kilitli diferansiyel ile zaten mükemmel olan altyapı artık rakipsizdi. 1998’den 2003 yılına kadar girdiği tüm touring yarışlarını domine etmiş, meydanın tozunu kimseye bırakmamıştı.

2005 yılında sedan versiyonu, 2007 yılında da sportwagon ve crosswagon versiyonlarının üretimi son buldu.











Bir yanıt yazın